Kalbi Saran Zehirli Sarmaşık;Makam Sevdası

Kalbi Saran Zehirli Sarmaşık;Makam Sevdası

Nov 9, 2024 - 15:27
Nov 10, 2024 - 22:58
 0  71
Kalbi Saran Zehirli Sarmaşık;Makam Sevdası

‎بسم الله الرحمن الرحيم Dinimizi kemale erdiren, üzerimizdeki nimetlerini tamamlayan İslâmı din olarak benimsememizden hoşnut olacağını belirten, kendisinden bizleri gazaba uğramışların (yahudilerin) ve sapıkların (hıristiyanların) yollarından uzak tutarak dosdoğru yola (Sırat-ı müstakim’e), nimetlendirdiklerinin yoluna iletmesini dilememizi emreden Allah’a hamdolsun. Şahadet ederim ki, Allah’tan başka İlàh yoktur, O tektir ve ortaksızdır. Yine şahadet ederim ki, Muhammed (salåt ve selâm üzerine olsun) Onun kulu, hak dinle ve dosdoğru şeriatla gönderdiği, bu şeriata uymasını emrettiği ve “İşte benim yolum budur, ben ve bana uyanlar Allah’a basiretle dâvet ederiz,” (Yusuf: 108) demesini buyurduğu rasûludur. بسم الله الرحمن الرحيم Dinimizi kemale erdiren, üzerimizdeki nimetlerini tamamlayan İslâmı din olarak benimsememizden hoşnut olacağını belirten, kendisinden bizleri gazaba uğramışların (yahudilerin) ve sapıkların (hıristiyanların) yollarından uzak tutarak dosdoğru yola (Sırat-ı müstakim’e), nimetlendirdiklerinin yoluna iletmesini dilememizi emreden Allah’a hamdolsun. Şahadet ederim ki, Allah’tan başka İlàh yoktur, O tektir ve ortaksızdır. Yine şahadet ederim ki, Muhammed (salåt ve selâm üzerine olsun) Onun kulu, hak dinle ve dosdoğru şeriatla gönderdiği, bu şeriata uymasını emrettiği ve “İşte benim yolum budur, ben ve bana uyanlar Allah’a basiretle dâvet ederiz,” (Yusuf: 108) demesini buyurduğu rasûludur. İnsan dünya hayatında hep bir mücadele ile yaşar. Bu mücadele kimi zaman varlık kimi zaman makam içindir.Fakat insan ne için mücadele ederse ahirette onunla sorguya çekilecektir. İnsan bu dünyada makâmını yüceltirse ahirette de o kadar çok hesaba çekilecektir. Makamı yücelten her basamak ahirette hesabını rahatlıkla verilecek şekilde çıkılmalıdır. Eğer her basamakta kibre düşer ve dahi mevkiyi aşk ile arzularsa ahiretini ziyan etmiş olur. Hadis-i Şerifte Aleyhisselâm Efendimiz buyurdu ki: “Bir kimsenin mal ve şeref sahibi olma hırsının o kişinin dini hayatında meydana getirdiği fesat ve helak, koyun sürüsüne dalan aç kurtların sürüde meydana getirdiği feci manzaradann daha kötüdür. Çünkü bu yüce, büyük olma arzusu yeryüzünde fesadı gerektirir.” Bir makama sadece bir kişi sığar.Bu yüzden makam sahibi olmak isteyenler hep bir karşı karşıya gelme halindedir. Mevki sahibi olmak isteyenler karşılıklı olarak birbirlerini düşürmeye çalışacak ve bunun için belki yalan söyleyecek belki hile ile bir adım öne geçmeye çalışacaktır. Sonucunda ise birbirlerine düşman olan iki kalp ortaya çıkacaktır. Oysaki Peygamberimiz “Sizler inanmadıkça cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız.” buyurmaktadır. Birbirimize düşman oldukça dünyaya geliş amacımız olan imanımız azalacak ve ahiret yurdumuz berbat olacaktır. Dahi sadece ahiret yurdumuz değil kalbimizdeki kinin doğurduğu öfke ile dünyamız da sersefil olacaktır. Makam sevgisinin oluşturduğu alevi söndürmek için insanın ahireti hatırlayıp vereceği hesabı düşünmelidir. Makam demek bir yandan da daha fazla sorumluluk demektir ve bu sorumluluğu herkes taşıyamaz. .Ashâb’dan Ebû Zer -radıyallâhu anh-, birgün Peygamber Efendimiz’e: “_Yâ Rasûlallâh! Beni vâli tâyin eder misin?” demiş, Allâh Rasûlü -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- ise şöyle karşılık vermiştir:“_Ey Ebû Zer! Sen zayıf bir adamsın. İstediğin vazîfe ise büyük bir emânettir. Bu emâneti ehil olarak alan ve üzerine düşeni yapanlar müstesnâ, aslında bu vazîfe kıyâmet gününde bir rezillik ve pişmanlıktır.” (Müslim, İmâre, 16)Makam sahibi olacak olan kişinin uslubu, zihniyeti, söz gücü vb. mühim olan özellikleridir. Herkes kişilik bakımından bu özellikleri taşıyamayacağı için makam sahibi de olamaz. Mevki sahibi olma özelliği olmayan birini mevki sahibi yapmak da vebal ve diğer adaylar için kul hakkırdır. Fatih Sultan Mehmet ” Vebal nedir bilir misin? Hak etmeyenlere makam, mevki vermektir.” demiştir. Peygamberimiz Mekke’yi feth ten sonra Kabe’nin anahtarını Hz. Ali çok istemesine rağmen “Ya Ali! sen anahtarları yolda bana getirirken Cebrail(a.s.) bana vahiy getirdi. Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.”(Nisa: 58). buyurarak gayri müslim olmasına rağmen Osman B. Talh’a emanet etmişti. Birgün Yûsuf -aleyhisselâm-’a: “–Sen, hazînelerin sâhibi ve tasarrufçusu olduğun hâlde niçin kendini aç bırakıyorsun?” diye sorulmuş, O ise“–Ben doyarsam, aç olanları unutmaktan korkarım.” cevâbını vermiştir. İşte makam sahibi olacak insan Hz .Yusuf’un bu inceliğini kalbinde taşımalıdır. Hz. Yusuf işte bu zarafeti ve kişiliği ile Mısır’a sultan olmuştur. Sultanlığın kibrinde boğulmamış ve hiçbir zaman kalbinde makam sevdası filizlenmemiş.Rüşvet vermeden kendi benliği ile mevki sahibi olmuştur. Rüşvet ki cebe giren ateş veren için de diğer dünyadaki ateştir. Kuran’ı Kerim de “Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara başvurarak yemeyin. Halkın parasını, haksız yere yemek amacıyla, bile bile memurlara / yöneticilere rüşvet vermeyin.”(Bakara,188)buyrulmuştur. Günümüzde de rüşvet giderek artmaktadırKalbi mevki sevdası ile dolmuş insan haram ve helali de ayırt etmek için uğraşmaz. Onun için başarı elde edeceği bütün yollar doğrudur. Rüşvet alan aldığı paranın haram olduğu ile ilgilenseydi alır mıydı? Bir hırsız bir bağdan bir bostan çalarmış, rüşvet alan bir bostan karşılığı bir bağı satarmış derler. Tıpkı günümüzde ihale almak için alınan rüşvetler gibi. Verenin tek amacı ihaleyi almak alanın tek amacı ise para kazanmak. İkisi de karşısındaki insanın neler kaybedebileceğini düşünmez ama kendileri ahiret yurdunu kaybederlerİnsan kendi için hayırlı olanı bilmemektedir. Belki mevki sahibi olmak onun icin hayırlı olmayacak ve hayatında çok şey kaybettirecektir. Mevki sevdası ile yanıp tutuşan kimsenin kalbi sağır ve kör olur. Mesele hangi makama sahip olduğunda değil mesele ahiret gününde hesabını verebileceğin yerde olabilmekte. Herkes koltuğa oturabilir ama mühim olan taşıyabilmekte ve elde edilecek mühür için kalbini kaybetmemekte. Mevki uğruna kalbini kaybedenler kazananlar değil aksine kaybedenler olacaktır. Mevki sevgisi kalbe sarılan kara bir sarmaşık gibi sevgiye engel olur. Fakat bizim dinimiz her daim sevgi dinidir. Değer mi dünyadaki tahta oturmak için bir başka kardeşinin gönül tahtını yıkmaya? Kalmaz kimse dünyaya Kapılma taht diye hülyaya Kalbini kaplar kin olur kapkara Döner koltuk için mahal verme fır fırlığa İnsanı insan etmez ne mevki ne para Makam sevdası dostuna açar yara Sevgi giderse zeval gelir imana Geçicidir dünyadaki tahdında

What's Your Reaction?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow